| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
aşikar bırakın da çalışalım BİR (  1  )    İHRACAAT DOLARINDAN
SAĞLANAN TOPLAM GELİR"kendinize âid olanı inkâr ederseniz birileri size karşı kullanır. " bila kayd u şard lobudlar_devriliyor
1 "islamcılık müslümancılık" etiketi kullanan gönderi "islamcılık müslümancılık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 
Sep
18
    
okuryazarhay | 18 Eylül 2008 15:15 | 0 fav | etiket:  

 

 

Duvar yeniden yıkıldı

 

  • Deniz Feneri İddianamesi -2
  • Deniz Feneri İddianamesi -1
  • Ergenekon İddianamesi - 4
  • Ergenekon İddianamesi - 3
  • Ergenekon İddianamesi - 2
  •  

     

     

    İslamcılık – Müslümancılık

    Cihan Aktaş - 18.09.2008
     

    SINIR YAZILARI

     

    Cihan Aktaş

     

     

     

    I- Yirminci yüzyılın son çeyreğinde İslâmcılık, İslâm’la entelektüel bir uğraşı olarak ilgilenen bir elit zümreyle sınırlı kalmayarak, bu dine kendini bağlı hisseden herkesi bir tarafından yakalamıştır. İslâmcılık, dinî kaynaklardan hareketle bir taraftan dinsel anlayış ve yaşantıları, diğer taraftan da modern hayat tarzlarını sorgulayarak yol alan güçlü tarihsel bir dalgadır.


    İslamiyet dindir, İslamcılık ise zaman ve mekânla bağlı bir akım olarak görülmelidir. Bu nedenle de, Ümit Aktaş’ın hep vurguladığı gibi, demokrat olduğu kadar despotizmden yana, modernist olduğu kadar gelenekselci, muhafazakâr olduğu kadar devrimci bir niteliğe sahip olan, kadın meseleleri bağlamında ataerkil olduğu kadar feminist, Batı karşıtı olduğu ölçüde kendini Doğu ile sınırlamakta ısrarlı İslamcılıklardan sözedilebilir.


    II- 80’li yıllar boyunca İslamcılıkla bir şekilde ilgili olan yazarlar, içinde bulunduğumuz yıllarda bu konuyu irdeleyen eserler vermeye başladı.


    Hamza Türkmen’in Türkiye’de İslamcılık ve Özeleştiri isimli eseri, İslamcıların kendi içinde sürdürdükleri tartışmalar ve kavramsallaştırmalar etrafındaki sorunların irdelendiği geniş hacimli bir çalışma. (Ekin yayınları; 2008) Bu kitap, 80’li yıllar İslamcılığının günümüz siyaseti üzerinde olduğu kadar toplumsal hayatında da teşhis edilebilecek etki ve açılımlarının bir tanıklığı olarak değerlendirilebilir.


    Kitapta İslamcılık, Osmanlı İslamcılığı, Türkiye İslamcılığı ve “Tevhidi Uyanış Süreci-Evrensel İslamcılık” başlıklarıyla, üç bölümde ele alınıyor.


    Yukarıda değindiğim gibi, İslamcılık, farklı okuma biçimlerinin çeşitlendirdiği geniş tarihsel bir dalgadır. Gelgelelim Türkmen kitabının en başında, İslamcılığın niteliksel çeşitliliğini bir zenginlik olarak görmediğini dile getiriyor. (sf. 13) Bununla birlikte zaten bir ‘özeleştiri’ zaviyesinden hazırlanmış olan kitabın içeriğinde, bu niteliksel çeşitliliğin kazanımlarını destekleyen cümlelerle karşılaşabilir okuyucu.


    80’li yıllar İslamcılığı’nın başat bir göstergesi olan başörtülü öğrenciler ve kadınlar, bu çalışmada pek az yer kaplıyor. Bunun beni şaşırttığını belirtmeliyim. 80’li yıllar İslamcılığı’nın en önemli göstergelerinden biridir, kadınların cemaat-kamusal alan etkinlikleri kanalıyla kaydettikleri gelişmeler. Ayrıca Türkmen de, başörtüsü yasakları konusunda hassasiyetiyle tanınan bir yazardır.


    III- Türkmen’in de kitabında irdelediği üzere, AK Parti, İslamcı hareketin kazanımlarından her ne kadar yararlanmış da olsa, halihazırda ‘yeni muhafazakâr’ bir parti olma iddiasıyla birlikte, İslamcı bir parti olmadığının altını çizmeye özen gösteriyor.


    Diğer taraftan, bu bağlamda yazdığı yazılarda Akif Emre, AK Partili teorisyenlerin çabalarına karşılık pratikte İslamcılıktan kaçınan partinin, “Müslümancı siyaset”e yakalandığını ifade ediyor. “Müslümancı siyaset tarzı toplumsal talep ve siyasal ilkelerin yerine sessizce ikame edilen renk belli etmeyen bir siyasal tutumdur. Bu anlamda Müslümancı siyasetin İslamcı olmayan hatta İslamcı her türlü siyaset tarzından feragat eden muhafazakârlığı meşrulaştırıcı bir araçsallığa dönüştüğü de söylenebilir. Bu durumun her zaman bilinçli olmasa da siyasete yansıması ‘bizden olanların iktidarı’nın kendiliğinden iyi olacağı ön kabulüne dayanan bir tür aşiret dayanışmasını çağrıştırır.” Müslümancı siyaset bu ele alışta, “kültürel anlamda dinî rengin ağır bastığı bir gelenekten beslenen, sosyolojik olarak belli bir ekonomik seviyenin altını temsil eden, merkez dışı toplumsal kesimlerin siyasette konum arayışlarının adıdır.”


    Emre’ye göre, “kültürel anlamda dinî rengin ağır bastığı bir gelenekten beslenen, sosyolojik olarak belli bir ekonomik seviyenin altını temsil eden, merkez dışı toplumsal kesimlerin siyasette konum arayışlarının adı olarak Müslümancı siyaset, İslamcılık yerine geliştirilen iddiasız ve tutarlılıktan yoksun ilkesiz iktidar mücadelesine dönüşebilir.” “Müslümancılık ya da Klan Siyaseti”, “Bizden Olanlar Siyaseti”, 26-28 Ağustos 2008; www.dunyabulteni.com


    Modernleşme konusunda şoklara maruz kalmış bir toplumun depresyondan çıkma yoluydu İslamcılık. Hızlı bir yüzeye çıkma, nefes alma çabasıdır da diyebiliriz, İslamcılığın çıkışına. Dolayısıyla da arazlı, kanamalı bir çıkıştır bu, aynı zamanda...


    Önümüzdeki dönemde bu önemli dalganın, iktidar yetkesini koruma refleksinin kısıtlamalarından daha bağımsız ve derinlemesine tartışılacağı öngörülebilir.