Duvar yeniden yıkıldı
Deniz Feneri İddianamesi -2 |
İslamcılık – Müslümancılık
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş
I- Yirminci yüzyılın son
çeyreğinde İslâmcılık, İslâm’la entelektüel bir uğraşı olarak ilgilenen
bir elit zümreyle sınırlı kalmayarak, bu dine kendini bağlı hisseden
herkesi bir tarafından yakalamıştır. İslâmcılık, dinî kaynaklardan
hareketle bir taraftan dinsel anlayış ve yaşantıları, diğer taraftan da
modern hayat tarzlarını sorgulayarak yol alan güçlü tarihsel bir
dalgadır.
İslamiyet dindir, İslamcılık ise zaman ve mekânla bağlı bir akım
olarak görülmelidir. Bu nedenle de, Ümit Aktaş’ın hep vurguladığı gibi,
demokrat olduğu kadar despotizmden yana, modernist olduğu kadar
gelenekselci, muhafazakâr olduğu kadar devrimci bir niteliğe sahip
olan, kadın meseleleri bağlamında ataerkil olduğu kadar feminist, Batı
karşıtı olduğu ölçüde kendini Doğu ile sınırlamakta ısrarlı
İslamcılıklardan sözedilebilir.
II- 80’li yıllar boyunca İslamcılıkla bir şekilde ilgili olan
yazarlar, içinde bulunduğumuz yıllarda bu konuyu irdeleyen eserler
vermeye başladı.
Hamza Türkmen’in Türkiye’de İslamcılık ve Özeleştiri isimli
eseri, İslamcıların kendi içinde sürdürdükleri tartışmalar ve
kavramsallaştırmalar etrafındaki sorunların irdelendiği geniş hacimli
bir çalışma. (Ekin yayınları; 2008) Bu kitap, 80’li yıllar
İslamcılığının günümüz siyaseti üzerinde olduğu kadar toplumsal
hayatında da teşhis edilebilecek etki ve açılımlarının bir tanıklığı
olarak değerlendirilebilir.
Kitapta İslamcılık, Osmanlı İslamcılığı, Türkiye İslamcılığı ve
“Tevhidi Uyanış Süreci-Evrensel İslamcılık” başlıklarıyla, üç bölümde
ele alınıyor.
Yukarıda değindiğim gibi, İslamcılık, farklı okuma biçimlerinin
çeşitlendirdiği geniş tarihsel bir dalgadır. Gelgelelim Türkmen
kitabının en başında, İslamcılığın niteliksel çeşitliliğini bir
zenginlik olarak görmediğini dile getiriyor. (sf. 13) Bununla birlikte
zaten bir ‘özeleştiri’ zaviyesinden hazırlanmış olan kitabın
içeriğinde, bu niteliksel çeşitliliğin kazanımlarını destekleyen
cümlelerle karşılaşabilir okuyucu.
80’li yıllar İslamcılığı’nın başat bir göstergesi olan başörtülü
öğrenciler ve kadınlar, bu çalışmada pek az yer kaplıyor. Bunun beni
şaşırttığını belirtmeliyim. 80’li yıllar İslamcılığı’nın en önemli
göstergelerinden biridir, kadınların cemaat-kamusal alan etkinlikleri
kanalıyla kaydettikleri gelişmeler. Ayrıca Türkmen de, başörtüsü
yasakları konusunda hassasiyetiyle tanınan bir yazardır.
III- Türkmen’in de kitabında irdelediği üzere, AK Parti, İslamcı
hareketin kazanımlarından her ne kadar yararlanmış da olsa, halihazırda
‘yeni muhafazakâr’ bir parti olma iddiasıyla birlikte, İslamcı bir
parti olmadığının altını çizmeye özen gösteriyor.
Diğer taraftan, bu bağlamda yazdığı yazılarda Akif Emre, AK Partili
teorisyenlerin çabalarına karşılık pratikte İslamcılıktan kaçınan
partinin, “Müslümancı siyaset”e yakalandığını ifade ediyor. “Müslümancı
siyaset tarzı toplumsal talep ve siyasal ilkelerin yerine sessizce
ikame edilen renk belli etmeyen bir siyasal tutumdur. Bu anlamda
Müslümancı siyasetin İslamcı olmayan hatta İslamcı her türlü siyaset
tarzından feragat eden muhafazakârlığı meşrulaştırıcı bir araçsallığa
dönüştüğü de söylenebilir. Bu durumun her zaman bilinçli olmasa da
siyasete yansıması ‘bizden olanların iktidarı’nın kendiliğinden iyi
olacağı ön kabulüne dayanan bir tür aşiret dayanışmasını çağrıştırır.”
Müslümancı siyaset bu ele alışta, “kültürel anlamda dinî rengin ağır
bastığı bir gelenekten beslenen, sosyolojik olarak belli bir ekonomik
seviyenin altını temsil eden, merkez dışı toplumsal kesimlerin
siyasette konum arayışlarının adıdır.”
Emre’ye göre, “kültürel anlamda dinî rengin ağır bastığı bir
gelenekten beslenen, sosyolojik olarak belli bir ekonomik seviyenin
altını temsil eden, merkez dışı toplumsal kesimlerin siyasette konum
arayışlarının adı olarak Müslümancı siyaset, İslamcılık yerine
geliştirilen iddiasız ve tutarlılıktan yoksun ilkesiz iktidar
mücadelesine dönüşebilir.” “Müslümancılık ya da Klan Siyaseti”, “Bizden
Olanlar Siyaseti”, 26-28 Ağustos 2008; www.dunyabulteni.com
Modernleşme konusunda şoklara maruz kalmış bir toplumun depresyondan
çıkma yoluydu İslamcılık. Hızlı bir yüzeye çıkma, nefes alma çabasıdır
da diyebiliriz, İslamcılığın çıkışına. Dolayısıyla da arazlı, kanamalı
bir çıkıştır bu, aynı zamanda...
Önümüzdeki dönemde bu önemli dalganın, iktidar yetkesini koruma
refleksinin kısıtlamalarından daha bağımsız ve derinlemesine
tartışılacağı öngörülebilir.
Diğer Cihan Aktaş Makaleleri:
- 15.09.2008 - Hayırseverliğin ince yolları
- 11.09.2008 - Türk kadınının temsili
- 08.09.2008 - Şehitlik, kader, tevekkül...
- 04.09.2008 - Kimse karşılamasın beni havaalanında
- 01.09.2008 - İran sinemasının üç yıldızı
- 28.08.2008 - Ferahani’nin yarım başörtüsü
- 25.08.2008 - Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı
- 21.08.2008 - Kahramanlar ve vatan hainleri
- 18.08.2008 - Benim kahramanlarım
- 14.08.2008 - Gürcü kahramanım Hatuna
- 11.08.2008 - Ruhum bir ağaç dalıdır
- 07.08.2008 - Üç kızkardeş
- 04.08.2008 - Geniş Ergenekon çuvalı
- 31.07.2008 - Gülün temsil kabiliyeti
- 28.07.2008 - Bir oğul verip şiirini kurmak
- Tüm yazıları
"kendinize âid olanı inkâr ederseniz birileri size karşı kullanır. "

